Taşıtların vergilendirmesi
Bölüm 5
TAŞITLARIN VERGİLENDİRİLMESİ
Giriş
En genel anlamıyla taşıtların vergilendirilmesi, tüketim vergileri yelpazesinin bütününün kullanımına ilişkin en güzel örneği oluşturur. Motorlu taşıtlar üzerinden alınan vergiler, kabaca üç kategoriye ayrılabilir:
- Motorlu taşıtların iktisabı üzerinden alınan vergiler;
- Motorlu taşıtların mülkiyeti üzerinden alınan vergiler; ve
- Motorlu taşıtların kullanımıyla ilgili vergiler
Motorlu taşıtların iktisabı ile ilgili vergiler, taşıtın yeni veya kullanılmış olmasına bakılmaksızın yeni iktisap edilen bir taşıtın tescili sırasında ödenen ek tüketim vergilerinin veya diğer harç ve resimlerin ve ek yüklerin hepsini içerebilir ve bir defada alınır. Taşıtların mülkiyeti üzerinden alınan vergiler, genellikle yıllık motor vergisi formunda malik olunan dönem boyunca periyodik olarak taşıtlar üzerinden alınan ek yükleri içerecektir. Motorlu taşıtların kullanımı ile ilgili vergiler, akaryakıt ve otoyol ek yüklerini ve karayollarını kullananların giriş ücreti üzerinden alınan diğer ek tüketim vergilerini içerecektir. Ayrıca, bu ek yüklerin çoğu, KDV veya çoğu kez, ödenen toplam vergi miktarı üzerinden tahsil edilen satış vergilerine de maruz kalır; ve ‘KDV’ veya ‘satış vergileri’, genel bakım ve işletme maliyetine de uygulanır.
Tablo 5.1, iktisap ve mülkiyet üzerinden alınan vergilerin genel bir görüntüsünü verir. Tablo 5.2, bu gibi vergi gelirlerinin ve motorlu taşıt akaryakıtlarına ilişkin vergi gelirlerinin genel görüntüsünü verir. Tablo 4.4 ise motorlu taşıtların kullanımı ile ilgili en önemli vergi olan motorlu taşıt akaryakıtlarına ilişkin genel durumu ortaya koyar. Tablolardaki veriler motorlu taşıtların her ülkede ne denli farklı vergilendirildiğini çok iyi gösterir. Vergilendirilen emtia aynıdır fakat usuller ve ilgili vergilerin uygulandığı değerler kesinlikle farklıdır.
Taşıt Vergilerinin Mukayesesi
Danimarka iktisaplarda, taşıtın değerinin %180’ine ulaşan ve %25 oranında KDV içeren bir ek tüketim vergisine sahiptir, oysa komşusu Almanya sadece %15 oranında bir KDV ile yeni motorlu taşıtlar için 35-50 DM miktarında bir tescil ek yükü tahsil eder. Hollanda, yeni taşıtları, değerinin %45.2’si oranında vergilendirir ve ek olarak %17.5 oranında bir KDV alır. Belçika (Hollanda ve Almanya ile sınır komşusudur) ise %25 KDV yanında aracın motor kapasitesine bağlı bir tescil vergisi de alır.
Motorlu taşıtların mülkiyeti üzerinden periyodik olarak alınan vergiler çok çeşitli formlarda olabilir. Bazı ülkeler tek oranlı bir vergi alırlar (örneğin İngiltere’de özel otomobiller), diğer ülkeler; motor hacmi, akaryakıt tipi, ağırlık, dingil sayısı vs. gibi kriterler temelinde vergi tahsil ederler. Meksika taşıtın değeri temelinde vergi alır. Ağır vasıta vergilerinin çoğu, bu taşıtların karayollarında yarattığı aşınma derecesine göre gruplandırılır.
Sonuç olarak çoğu OECD ülkesinde çok farklı KDV oranları vardır ve KDV normal olarak ek tüketim vergisi de dahil olmak üzere perakende satış fiyatı üzerinden hesaplanır. Kullanılmış satışların KDV’si, satış fiyatının tamamına veya sadece alım satım fiyat farkına uygulanır.
Prensipte motorlu taşıtlar, hem tescil edildiği ülkede hem de kullanıldığı ülkede vergilendirilebilirler (ülke toprakları veya vatandaşlık temelinde). Gerçekte ise her ikisi açısından da vergilendirilirler. İktisap ve periyodik mülkiyet vergileri normal olarak tescil edildikleri ülkede alınır. Akaryakıt vergisi ve yol kullanım bedelleri taşıt nerede işletiliyorsa orada uygulanır. Bir ülkede yüksek tescil vergileri ile çalışan bir yük taşıyıcısı, mülkiyetle ilgili ek yüklerin düşük olduğu başka bir ülkedeki yüksek giriş ücreti ve akaryakıt vergisi ödemeleri nedeni ile ticari olarak dezavantajlı olabilir. Sorun, bu iki faktörün nasıl dengeleneceğidir.
Bununla birlikte diğer pek çok ürünün aksine, motorlu taşıtların vergilendirilmesindeki farklılıklar genelde sınır ötesi alışverişe yol açmaz, çünkü motorlu taşıtların ‘tek sicil numarası’ kullanan bir ülkede tescil olması gereklidir; ve pek çok ülkede bu gibi vergi kayıpları ile ilgili ağır cezalar vardır. Hatta Avrupa Birliği Birleşik pazarında bile motorlu taşıtların vergi veya vergi oranlarının yaklaşık bir benzerliği ya da harmonizasyonu yoktur (ağır kamyonlarda minimum AB motorlu araçlar vergi oranları hariç). Avrupa Birliği üyesi bir devletin bir mukimi, bir taşıtını AB içinde herhangi bir yerden satın aldığında taşıt, aracı iktisap edenin mukim olduğu ülkenin tesciline tabi olur ve ilgili vergileri o ülke tahsil eder.
Diğer Politika Alanları İle Bağlantılar
Motorlu taşıtların vergilendirilmesi pek çok ülkede önemli bir vergi kaynağı iken mali politika değerlendirmelerinde, bu konu ulaşım-enerji-çevre gibi diğer politika alanları ile birlikte ve eşit derecede önem verilerek hesaba katılır. Ulaşım (ve genel ticaret) politikaları, ticari faaliyetlerin teşvik edilmesi amacıyla ağır vasıtalar üzerindeki toplam vergi yükünün makul düzeyde düşük tutulmasını gerektirebilir. Veya motorlu araçların vergilendirilmesi, ulaşımı karayollarından demiryollarına veya özel taşımacılıktan kamu taşımacılığına yöneltecek şekilde tasarlanabilir. Enerji ve çevre politikaları, enerji tasarrufu sağlanması ve kirliliğin azaltılması amacıyla tüketici davranışlarını kontrol altına almak için motorlu taşıtların yüksek oranda vergilendirilmesini gerektirebilir.
Yüksek vergiler muhtemelen karayollarındaki motorlu taşıt sayısını sınırlayacaktır. Bununla birlikte ilk bakışta bu, çevre politikaları açısından tercih edilecek bir durum gibi gözükse de yeni araba iktisabının sürekli olarak yüksek oranda vergilendirilmesi atmosferi kirleten eski araçların sayısını artırır. Bu eski arabalarla mücadele etmek isteyen bazı ülkeler eski arabaların hurdaya çıkarılmasını ve yeni araba alınmasını teşvik etmek için ‘kısa dönemli bir avantaj’ (bonus) sistemi başlatmışlardır.
Mali araçların genel politika amaçları için kullanımına verilecek en popüler örneklerden biri, çeşitli niteliklere sahip olan akaryakıtlar arasındaki farklılıktır.Kurşunsuz benzin piyasaya çıkarak kullanılmaya başladığında, ürünün pompa fiyatı, çevreye zararlı kurşunlu benzinle daha zor rekabet ediyordu(kurşunsuz benzin gerektiren katalizörlü araçların pek çok ülkede az sayıda olması da gerçekte bu rekabeti zorlaştırıyordu). Problemi çözmek için kurşunsuz benzinin perakende satış fiyatını önemli ölçüde ucuzlatarak tüketiciler için daha çekici hale gelmesini sağlayacak şekilde kurşunlu ve kurşunsuz benzin arasında bir vergi farklılaştırması yapıldı. Bunun sonucunda pek çok ülkede kurşunlu benzinin piyasa payı, kendisine rakip ve çevreyle dost olan kurşunsuz ürün lehine azaldı.
Son olarak gelir dışı politika değerlendirmelerinin uygulanmasından kaynaklanan tüm gelir kayıpları, bütçenin genel politika gereksinimleri içinde ele alınmalıdır. Dönem sonunda bu mücadele edici politikaların pek çoğunu uygulayabilmek için bir denge oluşturulmalıdır.
